top of page

Bir Şeyi Yapabileceğimizi Bildiğimiz Halde Neden Başlamakta Zorlanırız?

Yazarın fotoğrafı: İrem YALÇIN KESKİN
İrem YALÇIN KESKİN
21 Eyl
3 dakikada okunur

Bazen yapmamız gereken şeyi biliriz. Hatta bunu yapabilecek gücümüzün ve becerimizin olduğunu da biliriz. Buna rağmen bir türlü başlayamayız.


“Bugün yapacağım.”


“Birazdan başlarım.”


“Önce şunu halledeyim, sonra yaparım.”


Derken saatler, hatta günler geçebilir.

Bu durum çoğu zaman kişinin kendisini “tembel”, “disiplinsiz” ya da “iradesiz” olarak değerlendirmesine neden olur. Oysa bir davranışı sürekli ertelemek her zaman isteksizlik ya da tembellikle açıklanabilecek bir durum değildir. Bazen ertelemenin altında kaygı, başarısızlık korkusu, mükemmeliyetçilik veya zorlayıcı bir duygudan uzaklaşma çabası bulunabilir.



Ertelemek bize kısa vadede ne sağlar?

Bir işi yapmayı düşündüğümüzde zihnimizde bazı düşünceler ortaya çıkabilir:


“Ya yapamazsam?”


“Nasıl başlayacağımı bilmiyorum.”


“Bunu kusursuz yapmam gerekiyor.”


“Şimdi bununla uğraşacak enerjim yok.”


“Biraz daha bekleyeyim, daha uygun bir zamanda yaparım.”


Bu düşüncelerle birlikte kaygı, sıkıntı, yetersizlik ya da bunalmışlık gibi duygular ortaya çıkabilir.


Tam bu noktada kişi işi ertelediğinde kısa süreli bir rahatlama yaşayabilir.

Örneğin bir telefon görüşmesi yapmanız gerektiğini düşünelim. Aramayı düşündüğünüz anda kaygı hissediyorsunuz. “Biraz sonra ararım” diyerek telefonu bırakıyorsunuz. O anda kaygınız azalıyor.


Zihnimiz bu rahatlamayı öğrenebilir:

İşi ertele → rahatsız edici duygu azalır → kısa süreli rahatla.


Ancak iş ortadan kalkmadığı için bir süre sonra yeniden karşımıza çıkar. Bu kez suçluluk, stres ve kaygı da eklenebilir.


Böylece bir döngü oluşur:

Yapılması gereken görev → zorlayıcı düşünce/duygu → kaçınma veya erteleme → kısa süreli rahatlama → görevle yeniden karşılaşma → artan kaygı ve suçluluk → yeniden erteleme


Bu nedenle erteleme bazen yalnızca zaman yönetimi problemi değildir. Aynı zamanda kişinin zorlayıcı duygularla baş etme biçimiyle de ilişkili olabilir.


Peki neden “başlamak” bu kadar zor olabilir?

Bazı durumlarda asıl problem işi tamamlamak değil, ilk adımı atmaktır.

Çünkü zihnimiz yapılacak işi bütün halinde değerlendirdiğinde görev olduğundan daha büyük ve zor görünebilir.

Örneğin “evrakları hazırlamam gerekiyor” düşüncesi tek başına bile bunaltıcı olabilir.


Oysa bunu daha küçük adımlara ayırdığımızda:

  • Belgeleri belirlemek

  • Gerekli dosyayı açmak

  • İlk belgeyi hazırlamak

  • Eksik olanı not etmek

gibi daha ulaşılabilir bir hale gelir.


Burada amaç kişinin kendisini zorlayarak bir anda çok fazla şey yapması değil, kaçınmayı kıracak kadar küçük bir adım atabilmesidir.


“Hazır hissettiğimde başlayacağım” düşüncesi

Ertelemede sık karşılaşılan düşüncelerden biri de şudur:

“Kendimi hazır hissettiğimde başlayacağım.”

Ancak çoğu zaman motivasyon ve harekete geçme arasında düşündüğümüzün aksine tek yönlü bir ilişki yoktur.


Her zaman önce motivasyon gelip ardından davranış gerçekleşmez.

Bazen tam tersine, davranış motivasyonun oluşmasına yardımcı olur.


Yani “başlamak için motive olmayı” beklemek yerine, çok küçük bir adımla başlamak mümkündür.

Örneğin bir raporu tamamlamak yerine yalnızca bilgisayarı açmak, bir sınava çalışmak yerine yalnızca kitabı masaya koyup ilk sayfayı okumak ya da uzun zamandır ertelenen bir telefon görüşmesi için yalnızca numarayı açmak…

Bunlar küçük görünse de davranış döngüsünü değiştiren önemli adımlar olabilir.



Peki ne yapabiliriz?

Erteleme yaşadığımızda kendimize hemen “Neden bu kadar tembelim?” diye sormak yerine birkaç farklı soru sorabiliriz:


“Bu işe başlamayı düşündüğümde ne hissediyorum?”


“Aklımdan hangi düşünceler geçiyor?”


“Bu işi yapmaktan mı kaçınıyorum, yoksa bu işle birlikte ortaya çıkan duygudan mı?”


“Görevi daha küçük ve yapılabilir bir adıma bölebilir miyim?”


“Şu anda tamamlamak zorunda değilim; sadece başlamam mümkün mü?”

Bu sorular, davranışın altında ne olduğunu fark etmemize yardımcı olabilir.

Çünkü bazen ihtiyacımız olan şey kendimizi daha fazla eleştirmek değil, neden durduğumuzu anlamaktır.


Başlamak, tamamlamak demek değildir

Bir işi başlatmak zorunda olduğumuzda zihnimiz bazen bütün süreci aynı anda düşünür. Bu da görevi gözümüzde büyütebilir.

Oysa kendimize yalnızca ilk adımı hedef olarak koyabiliriz.


“Bugün bütün raporu bitireceğim” yerine:

“10 dakika bununla ilgileneceğim.”


“Evi tamamen temizleyeceğim” yerine:

“Önce masanın üzerini toparlayacağım.”


“Bu görüşmeyi kusursuz yapmalıyım” yerine:

“Görüşmeyi başlatacağım ve elimden geleni yapacağım.”


Küçük adımlar, kişinin davranış üzerinde yeniden kontrol hissetmesine yardımcı olabilir.


Sonuç olarak

Başlamakta zorlandığınız her durumda kendinizi tembel veya yetersiz olarak değerlendirmeden önce durup bakmak faydalı olabilir.

Belki gerçekten istemiyorsunuzdur.

Belki görev sizin için fazla büyümüştür.

Belki başarısız olmaktan korkuyorsunuzdur.

Belki mükemmel yapmak istediğiniz için başlayamıyorsunuzdur.

Belki de yapmanız gereken şeyden çok, o şeyi yaparken hissedeceğiniz kaygıdan kaçınıyorsunuzdur.

Ertelemeyi değiştirmek çoğu zaman kendimizi daha fazla zorlamakla değil, davranışlarımızı, düşüncelerimizi ve duygularımızı fark etmekle başlar.

Bazen büyük bir değişimin ilk adımı, yalnızca küçük bir adım atmaktır.

 
 

Sitemizde bulunan yazılar tıbbi tavsiye içermez ve yalnızca farkındalık yaratmak amaçlıdır. Yazılardan yola çıkarak bir hastalık tanısı konulamaz. Hastalık tanısını yalnızca psikiyatri hekimleri koyabilir.

İletişim

Hacıhasan Mah. Fatih Cd. No: 48/1, 39200 Babaeski/Kırklareli

0541 244 63 83

Klinik Psikolog
İrem YALÇIN KESKİN

  • Instagram
  • Facebook
  • Mail
  • Whatsapp

Görüşme ve randevu talepleriniz için aşağıdaki form aracılığıyla benimle iletişime geçebilirsiniz.

© 2023 by Klinik Psikolog İrem YALÇIN KESKİN

bottom of page