Buraya Nasıl Geldin Bilmiyorum Ama…
- İrem YALÇIN KESKİN
- 19 Oca
- 1 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 20 Oca
Bu siteye nasıl geldin bilmiyorum.Bilerek mi geldin, yoksa bir kelime ararken mi yolun buraya düştü, onu da bilmiyorum.
Ama şunu tahmin edebiliyorum:Bir süredir bir şeyler ağır geliyor olabilir.
Belki çok uzun zamandır güçlü olmaya çalışıyorsun.Belki “aslında kötü değilim ama iyi de hissetmiyorum” dediğin bir yerde sıkışıp kaldın.Ya da her şey yolundaymış gibi görünürken, içten içe yorulduğunu fark ettin.

Çoğu insan terapiye gelmeden önce kendine aynı soruyu sorar:“Benim yaşadıklarım gerçekten terapiye gitmeyi gerektirecek kadar önemli mi?”
Aslında bu sorunun kendisi bile bir şey anlatır.
Çünkü insanlar genelde çok kötü hissettiklerinde değil;uzun süre idare ettikten sonra yorulduklarında buraya gelirler.
Terapi, çoğu zaman “dayanamıyorum” noktasında değil,“artık böyle devam etmek istemiyorum” dediğin yerde başlar.
Burada kimseye etiket yapıştırılmaz.Kimseye “şöylesin, böylesin” denmez.Ve en önemlisi, yaşadıkların küçümsenmez.
Bazen insanlar terapiye bir problemle değil, bir hisle gelir.Bir ağırlık…Bir huzursuzluk…Bir boşluk…Ya da adını koyamadığı bir yorgunlukla.
Ve bu da fazlasıyla yeterlidir.
Eğer bu satırlarda kendinden bir parça bulduysan,bil ki yalnız değilsin.Ve yardım istemek, düşündüğünden çok daha insani bir şey.
Buraya gelmen, bu yazıyı okuman bile bir başlangıçtır.Gerisini birlikte düşünebiliriz.



“Bu yazı, ‘Benim yaşadıklarım yeterince önemli mi?’ diye düşünen herkes için umut verici. Kendine değer vermek, terapiye başlamanın en doğru sebebi.”